“Eğer Bu Salgının Ardından Değişmezsek, İnsanlık Mahvolur.”

0
43

Habitat kaybı, fabrika çiftçiliği ve vahşi hayvan ticareti bir sonraki salgını tetikleyebilir.

Primatolog ( primatları inceleyen bilim insanı) Jane Goodall, COVID-19 hafifledikten sonra gelecekteki pandemilerden kaçınmak için; insanlığın diyetlerini büyük ölçüde değiştirmesi gerektiğini, vahşi ve çiftlik hayvanlarını ele alış biçimini de gözden geçirmesi gerektiğini söyledi.

The Guardian, 2 haziran Dünya Çiftçiliğinde Şefkat kampanyası tarafından düzenlenen çevrimiçi bir etkinlikte Goodall’ın “Vahşi hayvanlara ve çiftlik hayvanlarına olan saygısızlığımız hastalıkların insanlara bulaşmasını sağlayan bir ortam yarattı.” dediğini bildirdi.

“Eğer işleri değiştirmezsek, işimiz bitti” dedi. “Böyle daha uzun süre devam edemeyiz.”

Jane Goodall: Eğer Bu Salgının Ardından Değişmezsek, İnsanlık Mahvolur.

Goodall; habitat yıkımını, vahşi hayvanların çiftçiliğine ve tüketimini, yasadışı vahşi yaşam kaçakçılığını ve fabrika çiftçiliğini bir sonraki salgını tetikleyebilecek riskli uygulamalar olarak işaret etti. Guardian’a göre bu uygulamalar geçmişteki salgınları tetiklemiştir.

Mongabay, esas olarak ormansızlaşmanın neden olduğu habitat kaybının hayvanları yeni ortamlara sürüklediğini ve hem çeşitli hayvan türlerinin karışmasına hem de insanlarla etkileşiminin artmasına yol açtığını bildirdi.

Ormansızlaşma

Hindistan’ın Chennai’deki SRM Bilim ve Teknoloji Enstitüsü’nde epidemiyoloji profesörü olan Rajan Patil, “Ormansızlaşma nedeniyle insanların orman alanlarına mı yoksa hayvanların insan yerleşimlerine mi geldiklerine bakılmaksızın, virüsler değiş tokuş ediliyor” dedi Mongabay’a.

Örneğin Patil’in araştırma ekibi, Tropikal Tıp Tarihi ve Halk Sağlığı dergisinde (Annals of Tropical Medicine) 2018 tarihli bir rapora göre birkaç Nipah ve Hendra virüs salgınının doğal yaşam alanlarının yok edilmesinin ardından insan yerleşimlerine taşınan meyve yarasalarıyla bağlantılı olduğunu buldu.

Goodall, 4 Mayıs’ta Mongabay’a yönelik bir yorumda “Evcil hayvanların yanında yabani hayvanların da satılabileceği ve üretilebileceği hayvan pazarları, hayvanlar ve insanlar arasındaki hastalıkların geçişi için birincil yerler olarak faaliyet göstermektedir.

Başlangıçta, bilim insanları COVID-19’un Çin’in Wuhan kentindeki Huanan Deniz Ürünleri Toptan Satış Pazarından ortaya çıkmış olabileceğinden şüphelenmişti. Çünkü birkaç düzine tedarikçi ve müşteri aralık ayı sonlarında bir süper yayıcı sonrası virüse yakalandı. Daha yakın tarihli veriler, salgının özellikle bu pazardan kaynaklanmadığını ancak başka bir yerde ve yılın başlarında dolaşmaya başladığını gösteriyor.

“COVID-19’un ilk ortaya çıktığı yerden bağımsız olarak, dünyadaki hayvan pazarları, birçok tür tek bir yerde bulunabileceği ve hem hayvanlar hem de insanlar dışkı, idrar, kan ve diğer vücut sıvılarına maruz kalabileceğinden virüslerin hayvan ev sahiplerinden insanlara yayılması için mükemmel bir ortam sağlar” diye yazdı Goodall. “Yabani hayvanların gıda ticareti, yeme ve yetiştirme yasağının kalıcı ve zorunlu olması kesinlikle büyük önem taşımaktadır. Ancak bunu sürdürülebilir bir şekilde yapabilmek için, geçim kaynaklarını buradan sağlayanlara yeni gelir kaynaklarının oluşturulması gerekmektedir. diye ekledi.

Yabani Hayvan Etinin Satışı

Habitat kaybı, fabrika çiftçiliği ve vahşi hayvan ticareti bir sonraki salgını tetikleyebilir.

Özellikle, “Yabani hayvan pazarları virüslerin ve diğer patojenlerin tür bariyerini geçmeleri için ideal koşulları sağlarlar. Bu sadece Çin’de değil,” diye yazdı. Vox, Goodall’ın Çin dışındaki Asya ülkelerinde birçok yabani pazarın mevcut olduğunu Afrika ve Latin Amerika’da da yabani hayvan pazarlarının bulunduğunu yazdığını belirtti.

Daha geniş bir ifadeyle, yabani hayvan etinin satışı, hayvan pazarlarının da ötesinde riskler ortaya koyuyor. Muhtemelen Afrika’da HIV-AIDS salgınlarını teşvik etti, diye yazdı.

Bu pazarlardaki hayvanlar, kürkleri veya geleneksel ilaçlarda kullanım için yasadışı olarak evcil hayvan olarak da satılabilir. Goodall, “Geleneksel tıp için bazı vahşi hayvan ürünlerinin kullanımı Çin’de hala yasal (gergedan boynuzu ve kaplan kemikleri hariç)” dedi. Safraları için kahverengi ayılar ve güneş ayıları yetiştirme pratiğinin de yasal olduğunu ve hastalık yayılmasına katkıda bulunabileceğini söyledi.

Safra için yetiştirilen ayılar genellikle küçük kafeslerde tutulur. Kötü hijyen standartları nedeniyle çeşitli patojenlere maruz kalır ve ilaca dirençli süper böceklere yol açabilecek yüksek dozda antibiyotik verilir. Aynı bakım standartları, fabrika çiftçiliği olarak da bilinen yoğun endüstriyel tarımda görülebilir.

“Yaygın olarak ‘kuş gribi’ ve ‘domuz gribi’ olarak bilinen hastalıklar, kümes hayvanlarını ve domuzları idare etmekten kaynaklanmaktadır.” Ortadoğu solunum sendromuna (MERS) neden olan koronavirüsü de enfekte olan evcil dromedary (tek hörgüçlü deve türü) develerinden ortaya çıkmış olabilir.

Dünya Tarımında Şefkat etkinliği sırasında, Avrupa Birliği (AB) sağlık ve gıda güvenliği yetkilisi Stella Kyriakides, AB’nin yeni tarım ve biyolojik çeşitlilik stratejileri ve Avrupa Yeşil Anlaşması yoluyla fabrika çiftçiliğinin tehlikelerini azaltmayı amaçladığını belirtti. Guardian, bu girişimlerin böcek ilacı kullanımını azaltmaya ve sürdürülebilir tarım ve yetiştirme uygulamalarını desteklemeye odaklanırken gıdaların uygun fiyatlı kalmasını hedeflediğini bildirdi.

“Bu krizden çıkarılan derslerden biri yöntemlerimizi değiştirmemiz gerektiğidir,” dedi Goodall etkinlik sırasında. “Bilim insanları gelecekteki krizlerden kaçınmak için diyetlerimizi büyük ölçüde değiştirmeli ve bitkisel açısından zengin gıdalara geçmeliyiz. Hayvanların, gezegenin ve çocuklarımızın sağlığı için.”

Kaynak: Kardelen ŞABANOĞLU / beyinsizler.net