“VAHY” MERKEZLİ DİN’DEN “ZAN”İ EKSENLİ DİN’E GEÇİŞ

0
925

Mehmet FAZLIOĞLU

İnsanoğlunun başlangıcından günümüze kadar `Zan` her zaman var olmuştur.İnsanlar kesin bilgiye sahip olmadıkları konularda Zan ile düşüncelerini belirlemiştir.

Sözlükte “sanma, sezme, şüphe ve kesin olmayan bilgi” anlamına gelen zan, kesin olmayan bilgiye denir. Kesin Bilgiye Dayanmayan Şey. Vehim Ve Kuruntu. Gerçek Olarak Bilinen, Fakat Aslında Gerçek Olmayan Şey. Yanlış Bilgi Veya Tahmin.

Yüce Allah kitabında Zannın hiçbirşey ifade etmediğini Zan`dan sakınılması gerektiğini bir birçok ayette vurgulamıştır.

Onların birçoğu zandan başka bir şeye uymaz. Zan ise haktan hiç bir şeyin yerini tutmaz. Şüphesiz ki, Allah onların ne yaptıklarını bilir. 10-36

Onların bu hususta bir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise, şüphesiz hakikat bakımından birşey ifade etmez. 53-28

Bir insanın kesin bir bilgi sahibi olmadığı bir konuda düşünmeye başlaması ve bu konuda bir görüs ortaya koyması Zan`, dır. Bu insan doğasına aykırı olmayan durum, bu Zan`ni düşünceyi gerçek kabul etmesi ile farklı bir boyut kazanır.

Hz. Adem ile dünyadaki yolculuğuna başlayan insanoğlu yine ilk Peygamber olan Hz.Adem den kendilerine verilen Vahyi bilgiyi, yani kat`i bilgiyi zaman içerisinde değiştirmişler nefislerine hoş geldiği gibi yorumlamışlardır. Devam eden süreçte insanların bozulan düşünce ve inançlarını düzeltmek üzere Allah cc. Peygamberler göndermeye kendi katından Kat`i bilgi vermeye devam etmiştir. Vahiy ile Zan, Aydınlık ve karanlıklar gibidir. Vahiy yani Kat`i bilgi Karanlıkları aydınlatır, Zannı yok eder. Vahyin olmadığı yerde Zan hakim olur, Aydınlık verini Karanlıklara bırakır.

İnsanoğlunun varoluş amacı Rabbimizin ifadesi ile “ Ben İnsanları ve Cinleri ancak bana ibadet etsinler diye yarattım “ZARIYAT-56  buyurmaktadır.

Yeryüzünde bulunma sebebi Rabb`ine kulluk etmek olan insanın öncelikle Rabb` ini tanıması , Rabb`inin beklentilerini bilmesi ve buna göre hareket etmesi gerekmektedir. Peygamberlik misyonunun gayesi de İnsanları Zanni bilgiden kurtarmak Vahyi bilgi  ile insanları doğruya sevk etmek olmuştur.

Bozulan ilk olarak insanların kafasındaki Rabb tasavvuru olmuştur.

“Siz âlemlerin Rabbini ne zannediyorsunuz?” 37-87

İşte Rabbiniz hakkında beslediğiniz bu zannınız sizi helak etti de zarara uğrayanlardan oldunuz. 41-23

Onlar: “Eğer Rahman olan, Allah dileseydi, biz o meleklere tapmazdık.” dediler. Onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece yalan söylüyorlar. 43-20

Tevhid dini İslamın Rabb anlayışı bozulduğunda Tevhid dininden Şirk dinine dünüşüm başlamıştır.

Tevhid Vahiy ile, Şirk ise Zan ile hayat bulur. Bozulma süreci devam eder…

Hem müşrikler dediler ki: “Hayat, ancak bu dünya hayatımızdan ibarettir. Ölürüz ve yaşarız. Bizi ancak geçen zaman yokluğa sürükler. Halbuki onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar, sadece böyle zannederler. 45-24

Allah’ın vaadi gerçektir. “O kıyâmetin geleceğinde şüphe yoktur.” denildiğinde “Kıyamet nedir bilmiyoruz.” Yalnız bir zandan ibârettir sanıyoruz. Fakat bu hususta kesin bir bilgimiz yok.” derdiniz. 45-32 

Ve o Allah hakkında kötü zanda bulunan münâfık erkeklere ve münâfık kadınlara, Allah’a ortak koşan erkeklere ve ortak koşan kadınlara azap etmesi içindir. Kötülük onların başlarına gelmiştir. Allah onlara gazap etmiş, lânetlemiş ve cehennemi kendilerine hazırlamıştır. Orası ne kötü bir yerdir! 48-6 

Allah’a yalanı iftira edenler kıyamet gününü ne sanıyorlar? Allah, insanlara çok ihsanda bulunmuştur, lâkin insanların çoğu şükretmezler. 10-6 

Açın gözünüzü! Göklerde kim var, yerde kim varsa hep Allah’ındır. Allah’dan başkasına tapanlar dahi, Allah’a ortak koştuklarına uymuş olmuyorlar, ancak zanna uymuş oluyorlar. Ve yalandan başka bir şey söylemiyorlar. 10-66 

Allah’a ortak koşanlar diyecekler ki: “Allah dileseydi ne biz ortak koşardık, ne de atalarımız ortak koşardı, hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Onlardan önce yalanlayanlar da böyle söylemişlerdi de sonunda azabımızı tatmışlardı. De ki: “Yanınızda bize çıkarabileceğiniz bir bilgi mi var? Siz, sadece zanna uyuyorsunuz ve siz sadece saçmalıyorsunuz.” 6-148 

Hem müşrikler dediler ki: “Hayat, ancak bu dünya hayatımızdan ibarettir. Ölürüz ve yaşarız. Bizi ancak geçen zaman yokluğa sürükler. Halbuki onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar, sadece böyle zannederler. 45-24 

Bugün, sizi ilk defa yarattığımız zamanki gibi yapayalnız huzurumuza geldiniz, size verdiğimiz herşeyi arkanızda bıraktınız. Allah’ın size göre ortağı olduklarını iddia ederek yardımlarına, şefaatlarına güvendiğiniz ortakları yanınızda görmüyoruz. Aranızdaki bütün bağlar artık kesilmiş, güvendiklerinizin hepsi kaybolup gitmiştir. 6-94

10- O çeşitli görüşleri atan yalancılar kahrolsun.ZARIYAT-10

11- Onlar aptallık içinde ne yaptıklarını bilmezler.

Ayette geçen “Hars” kelimesi, hassas bir ölçüye dayanmayan tahmine dayalı takdir ve zan demektir. Allah Teala o ölçüye dayanmayan tahmini yürütenlere ölüm bedduasında bulunmaktadır. Aman Allah’ım ne kadar korkunç! Allah’ın onların hakkında ölüm istemesi (bedduası) onların ölüm fermanı demektir. “O çeşitli görüşleri atan yalancılar kahrolsun”. Az sonra durumları daha da açıklık kazanıyor.

“Onlar aptallık içinde ne yaptıklarını bilmezler.” Onlar, sapıklık ve vehimlere gömülmüşlerdir, uyanıp bir türlü kendilerine gelmezler. Bu ifade, onların cehalet ve gaflet içinde çevrelerinde olan hiçbir şeyi hissetmez ve düşünmez bir halde sanki sarhoşlar gibi gaflet içinde gezinip durduklarını belirtirken bambaşka bir izlenim uyandırmakta ve vermektedir.

Muhammed sav döneminde Vahyin inşaa ettiği insanlar Zan`dan arınmışlardı. Çünkü iman ettiklerini iddia ettikleri Kuran onlara, insanlarin birbirleri hakkında Zannın birçoğundan kötü Zandan kaçınmalarını öğütlerken ,

Ey iman edenler! Zannın bir çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerini arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir. 49-12

Allah cc. kendi Zatı ve insanların kurtuluşu için seçtiği İslam Din i hakkında ise, Zan`dan tamamen uzak durmayı, Zan`a kesinlikle tabii olmamayı emretmiştir.

Onlar hiçbir şey değil, sırf sizin ve babalarınızın taktığınız (boş) isimlerdir. Allah onlar hakkında hiçbir delil indirmedi. Onlar yalnız zanna ve nefislerin sevdasına uyuyorlar. Halbuki onlara Rableri tarafından yol gösterici gelmiştir. 53-23

Onların bu hususta bir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise, şüphesiz hakikat bakımından birşey ifade etmez. 53-28

Eğer yeryüzündekilerin çoğunluğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Çünkü onlar sadece “zann”a uyarlar ve saçmalarlar. 6-116

Onların birçoğu zandan başka bir şeye uymaz. Zan ise haktan hiç bir şeyin yerini tutmaz. Şüphesiz ki, Allah onların ne yaptıklarını bilir. 10-36

Maalesef dün olduğu gibi günümüzde de, Zan Vahyin alanını kaplamış, Vahiy merkezli Din, Zan eksenli Din haline dönüştürülmüştür.

BÜYÜK YIKIM…

Müslümanlar ellerinde doğruluğu tartışmasız, Kat`i kesin bir bilgi Kur`an var iken, nasıl oldu da Vahiyden uzaklaşarak Zan merkezli bir Din`e tabii oldular.

15: 9 Zikri biz indirdik, elbette onu biz koruyacağız.

Bunun başlıca sebebi insanların Vahiy ile inşa olmamaları Dinlerini bu Din`in sahibinden O`nun bildirdiklerinde değil de başka kaynaklardan  beslenmeleri sonucunda büyük yıkım kaçınılmaz olmuştur.

İnsan yine aynı insandır. Hz. Adem den itibaren Vahye muhatab olan insan Vahiy`den koptukça Zan`a dayalı bir inanç sistemine mahkum olmuştur.

Bugün elimizde “içeriğinde hiçbir çelişki bulunmayan” “ hiçbir eksiklik bulunmayan” “ O na sımsıkı sarıldığınızda sizi kurtuluşa ulaştıran” Kat`i bilgi Kur`an olduğu halde nasıl oldu da Zan`a dayalı bir Din`in mensupları oluverdik.

  • Okuyup anlamamız ve hayatımıza taşımamız gereken Kur`an ı okumadık
  • Okuyanlar da ya Zan ile inşaa ettikleri Din`i merkeze alarak okudular, ya da hiç anlamını kavramadan Arapça olarak okumaya çalıştılar
  • Din`in merkezine Vahyi yerleştirmeyince, bu merkeze Rivayetlere dayalı Din`i Menkibelere, Hadislere dayalı Din`i yerleştirdi birileri…
  • Bu da yetmedi Vahyi anlamak için, Hadislere, Rivayetlere ihtiyaç vardır, dediler.
  • Daha da ileri gittiler ! Hadisler Ayetleri Nesh edebilir dediler !
  • İsrailiyat olmadan` Tefsir olmaz diyenler dahi türedi !
  • Vahyin yerini, Hadisler, Rivayetler aldı !
  • Kesin bilgi Kat` i bilgi Kur`an dururken elimizin altında, en doğrusu dahi Zan olan, içinde iftiralar barındıran, Şirk barındıran, Hadislerle, Rivayetlerle amel edilir oldu…
  • İnsanlığa rahmet olsun diye indirilen Kur` an İnsanların bir zümresinin tekelinde, bu bir zümrenin, yorumları ile sunuldu insanlığa !

Ve büyük yıkım başladı..

Peygamberi dinleyen insanlar toplumun değişik kesimlerine mensuptu ve her birinin söylenenleri algılayış seviyeleri farklıydı mutlaka. Onun sözlerinden, tebliğinden ve sohbetinden etkilenen bu insanların Muhammed’in sözlerini diğer insanlarla paylaşmaları, bu sözleri rivayet etmeleri, hatta yazı bilenlerin peygamberin konuşmalarından notlar almaları çok normal ve masum bir davranıştı ilk başta.

Peygamberin buna karşı çıkması tam anlamıyla mümkün olmadığı gibi böyle bir uygulamaya gitmek için bir sebep de yoktu.

Ancak devam eden süreçte bu masumane davranış amacını aştı. Gerçekdışı veya anlamından saptırılmış birçok hadis rivayet edilir oldu.

Tehlikenin farkına varan Peygamber, Ebu Bekir, Ömer; Osman, Ali ve önde gelen diğer insanlar bu konuda tedbirler almaya başladılar ve hadisçiliğe karşı önlemlere başvurdular.

İlk önceleri masumane bir şekilde yazılan ve rivayet edilen hadis notları bu kez toplatılmaya, yakılmaya, rivayetçilik yasaklanmaya başlandı. Bu işten belli bir rant sağlayan rivayet tüccarlarıyla mücadeleye girişildi.

Hadis rivayet edenlerden bir kısmı gönüllü olarak, bir kısmı cezalandırılarak bu işten el çektirilmeye çalışıldı.

Neden Hadis Uydurdular?

  • Dini bozmak ve dejenere etmek
    •Siyasi ayrılıklardan dolayı uydurmalar
    •Dini eksik zannedip, kendince dini kurtaranların uydurmaları
    •Dini sevdirmek için uydurmalar
    •Mezheplerini, fikirlerini doğru çıkarmak için uyduranlar
    •Zorlama altında uyduranlar
    •Maddi çıkar sağlamak için uyduranlar
    •Manevi çıkar sağlamak için uyduranlar
    •Gelenek görenekleri dinselleştirmek için uydurmalar
    •Diğer dinlerdeki uydurmaların dinimize taşınmasıyla oluşan uydurmalar

Alınan Önlemler

Peygamberin ve arkadaşlarının zaman içinde kurumsallaşan ve bir sektör haline gelip insanların Kur-an’ın dışında dini kaynaklar oluşturmaya başladıkları bu dönemde verdikleri mücadeleye dair bazı tarihsel verileri kronolojik başlıklar halinde kısacı değerlendirelim:

  1. Peygamberin aldığı önlemler

Allah’ın elçisinden sözlerin yazmak için izin istedik, bize izin vermedi.

[Tirmizi, Es Sunan, İlim, 11]

Biz hadis hazarken Hz. Peygamber yanımıza geldi ve “Yazdıklarınız nedir? ” dedi. “Senden işittiğimiz hadislerdir” dedik. Hz. Peygamber: “Allah’ın kitabından başka kitap mı istiyorsunuz? Sizden evvelki milletler Allah’ın kitabı yanında başka kitaplar yazdıkları için yoldan çıktılar. ”

[El, Takyid 33)

Zeyd b. Sabit’in şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Hz. Peygamber bize hadislerinden herhangi bir şeyi yazmamamızı buyurdu.

[İbn Abdilberr, 108]

İbn Abbas’dan rivayet edildiğine göre o, Kur’an ve mektuplar dışında bir şey yazılmasını hoş karşılamazdı

[Züheyr b. Harb, 90]

  1. Ebu Bekir’in aldığı önlemler

Hz. Ebu Bekir, peygamberin vefatından sonra Müslümanları toplayarak şöyle demişti: “Sizler, Peygamberden hadis rivayet ediyorsunuz ve bu hadislerde ihtilafa düşüyorsunuz. Sizden sonrakiler ise daha fazla ihtilaf edecektir. Peygamberden hiçbir şey tahdis etmeyin. Size bir soru soran olursa, “Bilgimizle sizin aranızda Allah’ın kitabı var” deyin ve onun helal kıldığını helal, haram kıldığını haram kılın”

[Zehebi, “Teskiretu’l Huffaz, I, 2-3]

Hz. Ebu Bekir vefat ettiği gece bir hayli huzursuz olmuş ve uyuyamamış, bunun sebebini soran kızı Hz. Aişe’ye sebebinin hadisler olduğunu söylemiş, sabah olunca da evde mevcut olan bütün yazılı hadisleri getirtip yaktırmış.

[Zehebi, I, 5]

  1. Ömer’ın aldığı önlemler

Hz. Ömer diğer şehirlerdeki sahabelere mektuplar yazarak ellerinde yazılı bulunan hadis mecmualarını yok etmelerini istedi.

[İbn Abdilberr, 108]

Hadisler Ömer döneminde çoğalmıştı. Ömer halktan beraberlerinde bulunan hadis sayfalarını getirmelerini istedi. Sonra bunların yakılmasını emrederek şunu söyledi: Kitap Ehli’nin Mişna’sı gibi Müslümanların Mişnası’dır bunlar.

[İbn Sad/Tabakat 5/140]

Hz. Ömer Irak’a yolcuğa giden arkadaşlarına şöyle demişti: “Siz öyle bir ülkeye gidiyorsunuz ki halkı arı uğultusu gibi Kur-an okur. Hadislerle onları meşgul etmeyiniz ve yollarını saptırmayınız.

[Hanbel, Kitabul Ilel 1/62-63]

Hz. Ömer şöyle der. “Ancak sizden önceki kavimleri hatırladım, onlar da kitaplar yazmışlardı ve Allah’ın Kitabı’nı bırakarak onlara sarılmışlardı. Allah’ın Kitabi’nı asla başka bir şeyle değiştirmem” başka bir rivayette “Ben yemin ederim ki, Allah’ın Kitab’nı hiçbir şeyle gölgelemem. ”

[El Hatip, Takyıdull İlm Sayfa 50; İbn Sad, Tabakat, 3/206]

  1. Osman’ın aldığı önlemler

Hz. Osman çok hadis nakletmelerinden ötürü Ebu Hureyre’yi Devş dağlarına göndermekle, Kab’ı Kırede dağlarına göndermekle tehdit etmiştir.

[Tahzırul Havas 10b. ]

  1. Ali’nin aldığı önlemler

Hz. Ali’den rivayet edildiğine göre o yanında yazılı sahifeler bulunan kimseleri, bunlara müracaat etmekten sakındırmış ve “Sizden önceki insanlar, Rabb’lerinin Kitabını terk ederek alimlerinin sözlerine uydukları için helak olmuşlardır” demiştir.

[İbn Abdilberr, 108]

  1. Hadis rivayet eden sahabelerin bundan vazgeçmeleri

Şeddad, İbni Abbas’a “Hz. Peygamber bir şey bıraktı mı? ” diye sordu. O da “Sadece Kuran’ın iki kapağı arasında olanları bıraktı” cevabını verdi.

[Buhari, K. Fezailul Kur-an 16; Müslim K. Fezailus Sahabe 30, 31; Ebu Davud K. Fiten 1, Tırmızı K. Fiten 43]

İbn Mesud elinde bir hadis sayfasıyla geldi. Sonra su isteyerek sayfaları sildi, sayfanın yakılmasını emretti ve şunu söyledi: “Allah kime bir hadis sayfasının yerini bildirirse ve o da beni bundan haberdar etmezse Allah’a yemin ederim ki, Hindistan’da dahi olsa onu arar bulur ve yok ederim.

[Ebu Reyye, Muhammedi Sünnetin Aydınlatılması, s. 27]

Maalesef alınan bunca onlemler yeterli olmadı…

Kur an ın “her şeyi ayrıntılı biçimde anlatan, mü’minler için doğru yol kılavuzu ve rahmet olan gerçek bir ilahi kitap” olduğuna iman etmeyenlere ,  Peygamber sav tarafından  yasaklanan hadislerle anlatmaya çalışıyoruz. 

  • En doğru Hadis dahi Zan`dır.
  • Zan`a dayalı bilgi doğru dahi olabilir, ancak bu O bilginin Zan olduğu gerçeğini değiştirmez !

Bu durumda hangi akıl sahibi insan Zannı Vahye tercih edebilir. 

Allah yüce kitabında uydurulmuş sözlere değil İndirilmiş Vahye iman etmemizi emrediyor. 

6- İşte bunlar Allah’ın ayetleridir. Bunları sana hak ilkesine göre okuyoruz. Allah’tan ve O’nun ayetlerinden sonra hangi söze inanacaklar

111- Sağduyuluların, peygamberlere ilişkin hikâyelerden alacakları ibret dersleri vardır. Bu Kur’an bir düzmece sözler dizisi değildir. Tersine O, kendisinden önceki kutsal kitapları onaylayan, her şeyi ayrıntılı biçimde anlatan, mü’minler için doğru yol kılavuzu ve rahmet olan gerçek bir ilahi kitaptır.

Ve meselenin özünü de şu ayet gayet güzel açıklıyor…

Onlar hiçbir şey değil, sırf sizin ve babalarınızın taktığınız (boş) isimlerdir. Allah onlar hakkında hiçbir delil indirmedi. Onlar yalnız zanna ve nefislerin sevdasına uyuyorlar. Halbuki onlara Rableri tarafından yol gösterici gelmiştir. 52-23

Neymiş mesele “Onlar yalnız zanna ve nefislerin sevdasına uyuyorlar.”

  • Çünkü nefislerine hoş gelene uymayı tercih ediyorlar !
  • Çünkü Rivayet ve Hadislerin teşkil ettiği Din ucuz… müşterisi çok … tüccarı da
  • Kendi durumlarını düzeltecek, onlara hoş gösterecek bir çok ürün var bu pazarda
  • Alan da mennun, satan da !
  • Cennet ayaklarımızın altında, ve hatta vaadedilmiş !
  • Belirli bir süreden başka ateş dokunmayacak ta denmiş !
  • Öyle şefaatçiler uydurulmuş ki, kurtulmayan kalmamış !
  • Sevapların bini bir para, çarpmışlar, toplamışlar yetmemiş birde Joker yerleştirmişler destelerin arasına, günah sıfırlayıcı !
  • Bu gecede, şu kadar, şunu söylersen, Cennetliksin , bunu yaparsan Cennetliksin , pazarlık pazarlık üstüne !
  • Kesmemiş ermişleri bu kadarı, bir de yapıştın mı eteğine , geçtin sırat köprüsünü !
  • Siz anlamasanızda olur ! biz size anlatırız demişler …
  • Siz dünyalıklarınızla çalışın, bize verin, biz ahiretinizi kurtarırız !!!

Daha niceerini sayabiliriz bu satırlarda nicelerini yaşıyoruz gündelik hayatlarımızda ….

Ancak unutmayalım ki bizden önce de helak olanlar bizden farklı değillerdi…

Bunların bir de ümmî (okuma yazması olmayan veya Kuran ı okumayan anlamayan)kısmı vardır, kitabı bilmezler, ancak birtakım kuruntu yığınına, boş saplantılara kapılır ve zan içinde dolaşır dururlar.  2-78 

Eğer yeryüzündekilerin çoğunluğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Çünkü onlar sadece “zann”a uyarlar ve saçmalarlar. 6-116

Selam ve Dua ile.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here